Güney Tirol: İtalya İle Avusturya Arasındaki Bölünmüş Kent Eylül 17, 2006
Posted by iskenderkarakaya in Uluslararası İlişkiler.trackback
Güney Tirol bölgesi, İtalya’nın özerk bölgelerinden biridir. 1919’dan itibaren İtalya’nın siyasi gündemine giren bu bölge de Alman, İtalyan ve Ladin unsurlar yaşamaktadır. Bu çalışma da bölgenin tarihi incelenecek, özerk yapısı hakkında bilgi verilecek, bölgenin etnik yapısı ve ilişkilerine değinilecek ve bölge ülkeleri olan İtalya, Avusturya tarafından bölgenin ne anlama geldiği, neden tartışma konusu olduğu sorularına yanıt aranmaya çalışılacaktır. Fakat, İtalya’nın “bölgeli devlet” yapısında yaklaşık 60 yıldır tartışma konusu olan Güney Tirol sorununa girmeden önce tarihsel süreci incelemek gerekmektedir.
1) Güney Tirol Neresidir ?
Güney Tirol ili, İtalya’nın Trentino-Güney Tirol bölgesinde yer almaktadır. Bölge’nin başkenti Bolzano’dur. Bölgenin siyasi yapısında özerklik mevcuttur. 116 belediyeden oluşmuştur. Bölge’nin yüzölçümü 7.400 km2 ve nüfusu 476.000’dır.(2004)[1]. Bölge’nin etnik yapısında Alman, İtalyan ve eski Roma diyalektiğini konuşan Ladin halkları mevcuttur.
a) Tarihsel Süreç
i) 1919-1922 arası dönem
Güney Tirol, 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşından önce Avusturya – Macaristan İmparatorluğunun bir parçasıdır. Coğrafi olarak, bugünkü Avusturya’nın ili olan Kuzey Tirol ile yine bugünkü İtalya’nın ili olan Güney Tirol’den oluşmaktadır. Bu dönemde Almanlar, nüfus bakımından çoğunlu oluşturmaktadır. 1919’daki St. Germain Barış Anlaşması ile bölge İtalya’ya bırakılmıştır. Fakat bu tarihten sonra Avusturya ve Tirol, bu uygulamanın, 8 Ocak 1918’deki konuşmasında , ABD Devlet Başkanı Wilson’un açıkladığı prensiplere ters düştüğü gerekçesi ile itiraz etmiştir. Wilson’un 9. ilkesi “ Sınırların uluslara göre yeniden düzenlenmesini” içermektedir[2].Burada Avusturya’nın bölge hakkındaki iddiası: “Wilson Prensiplerine de uygun olarak Almanca konuşulan Güney Tirol’ün Avusturya’ya bırakılması ve İtalyanca’nın daha hakim olduğu Trento bölgelerinin de İtalya’da kalması” şeklinde olmuştur.Fakat İtalyan karşı tezine göre ise: “İtalyan nüfusunun yaşadığı Trento bölgesinin, Alman unsurların daha fazla olduğu Güney Tirol’den daha büyük olduğu ve bölgenin “Venezia Tridentina” adı altında bir bütün olduğu bu yüzden İtalyan çoğunluğun fazla olması sebebiyle bölgenin İtalya’ya bırakılması” şeklinde olmuştur. Elbette bölgenin İtalya bakımından önemi bununla sınırlı değildir. İtalya için bölgenin ne anlama geldiği şu şekilde sıralanabilir:
· Brenner Geçidi’nin doğal bir koruma mevzisi olması(Avusturya’ya karşı)
· Güney Tirol’ün, politik ve coğrafi olarak Adriyatik ile diğer bölgeler arasında bir köprü durumunda olması
· Bölgedeki Alman unsurların Batı Roma’yı yıkan Germen kavimlerinden gelmediği ve dolayısı ile zamanla Almanlaştığı bununda İtalyan kültüründen gelmeleri olasılığını güçlendirmesi[3]
ii) 1922 Devrimi ve Musollini Yönetimi
1922 yılında İtalya’da Musollini önderliğinde faşistler yönetimi ele geçirmişlerdir. Bu tarihten sonra Güney Tirol bölgesinde İtalyanlaştırmanın başladığını ve acımasız bir asimilasyon politikasının uygulandığı görülmektedir. İtalyanca resmi dil ilan edilmiştir. Mahkemelerde, kamu kurumlarında herkesin İtalyanca bilmesi şart koşulmuştur. İsimler, mahaller ve coğrafi terimler İtalyanca’ya çevrilmiştir. Okullarda eğitim dili İtalyanca olmuştur. İtalyanca dışında yayın yapan gazeteler kapatılmıştır. Avusturya’nın basın ve radyo unsurlarının Güney Tirol’e girişi yasaklanmış, Almanca adeta bir bölücü unsur gibi görülerek kullanımı asgari seviyeye indirilmeye çalışılmıştır. Almanca konuşan kesimin politik partileri kapatılmıştır. Bu baskılara karşılık Güney Tirol halkında(Almanca konuşan grup) grup kimliği oluşmuştur. Yeraltı okulları kurularak Almanca’nın öğretimine başlanmıştır. Burada, din konusunda İtalyan yönetimi Almanca eğitime izin vermiştir. 1934 yılı geldiğinde Musollini yönetimi asimilasyon hızını yavaşlatmış ve bölgesel kalkınma ile endüstriyel hamlelere hız vermiştir. Bu dönemde Güney Tirol bölgesinin halk kesimi genel olarak tarımsal ekonomi ile uğraştığından dolayı bölge dışarıdan(özellikle İtalyan) göç almıştır. 1939 yılına gelindiğinde 8.000’den 81.000’e çıkan İtalyan nüfus %4’ten 25’e ulaşmıştır.[4] 1939 yılında Musollini ve Hitler, Güney Tirol konusunda anlaşmaya varmıştır Anlaşmaya göre Güney Trol’deki Almanlara iki seçenek sunulmuştur. Birincisi, 1000 yıldır yaşadıkları topraklardan ayrılarak Alman Reich’ı sınırlarına göç etmek, ikincisi ise bulundukları topraklarda kalıp asimilasyon politikalarına razı olmak şeklinde olmuştur. Bunun sonucunda %86 oranında bir kesim ayrılmak için oy kullanmıştır(200.000 kişi) Fakat, 75.000 kişi Almanya’ya göç etmiş geri kalanı ise bir süre sonra Güney Tirol’e geri dönmüştür.
iii) Savaş Sonrası Gelişmeler 1945-1946
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Güney Tirol’de ortaya çıkan yıkımdan payını almıştır. Savaş sonrasının zorlukları bir yana, 25 yıldır öğrenilmesi yasaklanan, zorluklar çıkartılan Alman dili ve kültürünün unutulması sonucunda Alman unsurların hayat standartları bundan olumsuz etkilenmiştir. Kamudan, eğitim kurumlarından ve basın-yayından dışlanan Almanlara bunun yanında savaşın sonuçları da eklenince ortaya çıkan manzara iyice kötüleşmiştir.1945 yılında müttefiklerin zaferinden sonra Güney Tirol’ün ortak görüşü Avusturya ile birleşme yönünde eğilim göstermiştir. Halk, SVP (Sudtiroler Volks Partei) önderliğinde organize olmuştur. Etnik kimliğin politik ortamda savunulması bakımından SVP çok iyi bir örnektir.[5] Bu partinin tabanını sağ ve sol kesimdeki işçiler, ticaret birlikleri ve meslek ve iş odaları mensupları oluşturmaktadır. Parti, Güney Tirol’ün %85’i ile Ladin azınlığın %60’ının desteğini arkasına almıştır[6].1946 yılından sonra Müttefikler tarafından, politik nedenlerden dolayı İtalya’nın Güney Trol’deki hakimiyetinin devamına karar verilmiştir. Paris Barış Konferansında müttefikler tarafından İtalya ve Avusturya’ya bir anlaşmaya varılması tavsiye edilmiştir. SVP’ de bu noktada sürece dahil olmuştur. Görüşmeler sonunda Avusturya ve SVP tarafı varılacak bir anlaşma da uluslararası garanti istemişlerdir.5 Eylül 1946 tarihinde Avusturya Dış İşleri Bakanı Gruber ve İtalya Başbakanı De Gasperi’ nin adlarını verdiği Gruber – De Gasperi (Paris Anlaşması) anlaşması imzalanmıştır.[7]Anlaşma’da Almanca konuşan Güney Tirol vatandaşlarının hakları ile ilgili birçok düzenleme vardır. Bunların bazıları:
· Anadilde, temel ve ikinci derecede eğitim
· İtalyan ve Alman dillerinin kamu binalarında ve resmi dokümanlarda birlikte kullanılması(iki dilli hizmet)
· Geçmiş yıllarda İtalyanlaşmış Alman aile isimlerinin yeniden kurulması
· İki etnik grup arasında iş istihdamı gibi konularda eşitlik hakkına saygı
Bunların dışında, belirtilen alanlarda özerk yasama ve bölgesel yürütme gücündeki uygulamalar garanti altına alınacaktır. İtalyan hükümeti Avusturya ile dostluk ilişkileri kuracak ve Avusturya ile danışma halinde olacaktır.[8]1947 yılında İtalyan Barış Anlaşması, Paris Anlaşmasına eklenmiştir. Fakat Paris anlaşmasında sorun olan iki konu vardır. Birincisi; Bazı alanlarda ortaya çıkan belirsizliklerdir. Otonomi’nin nerede uygulanacağı, dillerin durumu, bölgesel tanım ile coğrafi tanım arasındaki farklar gibi. İkincisi ise; Anlaşma’da olmayan bir şeyi İtalyanlar istediği zaman Avusturya tarafının bundan vazgeçme durumudur. Bu da Avusturya’da şok etkisi yaratmıştır. Sonucunda Paris Anlaşması’nın sınırlı olarak uygulandığı söylenebilir.
iv) 1948 Özerk Statüsü ve Trento Alto Adigo Bölgesinin Oluşturulması
1948 yılında İtalya yönetimi başlayınca, Bolzano(Güney Tirol) ile Trento illerini birleştirerek Trento – Alto Adigo bölgesini kurmuştur. Trento nüfus olarak Bozen’den büyüktür. Büyük çoğunluğunu İtalyan unsular oluşturmaktadır. Yasama ve idari güçler(yürütme) Bölgesel Parlamento da temsil edilmiştir. Parlamento ise iki ilin temsilcilerinden oluşmuştur. Bütün bölgesel kararların merkezinde Roma hükümetinden onay alma zorunluluğu vardır. Ayrıca Trento – Alto Adigo özerk bölgesinde, merkezi hükümetin “ulusal çıkarlar, sosyal ve ekonomik reformların yönetilmesi” gibi konularda geniş yetkileri vardır.[9]Oluşan yapıda, Bölgesel Parlamento’nun 2/3 ü İtalyan vekillerden oluşmuştur. Bolzano ilinde ise Parlamento’nun 2/3 ü Alman vekillerden oluşmuştur. İtalyanca resmi dil olmuştur. 1952 yılında G. Tirol’de ki Almanların Almanca’nın da resmi dil olması için yaptıkları başvuru reddedilmiştir. Ama Almanca’nın kamuda kullanılmasına izin verilmiştir.Kamu istihdamındaki etnik orantılılığa saygı duyulacağı belirtilmiştir. Eğitim’de okullarda 3 etnik grubun dili de kendi yönetimlerinde öğretilmesi sağlanacak ve İtalyan eğitim sistemine entegre edilecektir.Özerkliğin bu gibi özelliklerine rağmen, koşullar ekonomik olarak Güney Tirol’e çok az gelir imkanı sağlamıştır. Bunun doğal ekonomik sonucu da merkezi hükümete olan bağlılık olmuştur.
v) Güney Tirol’de Kriz Dönemi 1950 – 1959
1950’li yıllarda Avrupa’da başlayan değişim rüzgarlarından Güney Tirol’de etkilenmiştir. Tarımsal üretim biçiminin hizmet sektörüne dönüşmeye başladığı bu dönemde Güney Tirol’de geçimini tarım ile sağlayan halk Avusturya’ya doğru göç etmenin şartlarını araştırmaya başlamıştır. Burada aynı zamanda bölgedeki halktan gelen değişim talepleri olumsuz yanıtlar almıştır. 1956’dan itibaren uluslararası kamuoyunun dikkatini Tirol çekmeye başlamıştır. 1957 yılında, merkezi hükümet “kamu inşası programını” başlatmıştır. Almanlar, bununla birlikte İtalyanların bölgeye gelmesinin kolaylaşacağını düşünmüştür. Buna tepki olarak Güney Tirol’ün Trento’dan ayrılması ve Güney Trol’lülerin bölgesel parlamentodan çekilmesi için kitlesel gösteriler yapılmıştır. 1955’te Avusturya’daki işgal Avusturya Devlet Anlaşması ile bitmiştir. Bundan sonra Avusturya’nın sınırları sorunu masaya yatırılmıştır. 1 Ocak 1938’deki sınırları garanti edilmiştir. 1958 yılında SVP tarafından özerklik konusunda destek çıkmıştır. Fakat bu İtalyan milliyetçilerini tedirgin etmiş ve “kimin İtalyan olduğu”[10] tartışmasını da beraberinde getirmiştir. Avusturya’nın Güney Tirol’ün özerklik haklarına bakışı ise SVP ile paralel olmuştur.1960 yılı geldiğinde Avusturya tarafından İtalya’ya Güney Tirol sorununu BM’ye götürme önerisi yapılmıştır. 1497 sayılı karara göre “İki tarafın sorunlara ve farklılıklara çözüm bulmak için görüşmelere devam etmesi(Paris Anlaşması uygulamaları temelinde)” [11]öngörülmüştür. Olay bundan sonraki aşamada İtalya’nın iç meselesi olmaktan çıkıp uluslar arası boyut kazanmıştır.9 yıl kadar süren görüşmeler ve SVP’nin de taraf olarak sürece dahil olmasıyla 1969 yılında İtalya ve Avusturya Hükümetleri 137 önlemi içeren bir paket üzerinde anlaştılar. Bu paketteki uygulamaların gerçek anlamda başarıya ulaşmasında SVP’nin desteği önemli olmuştur. SVP 1969’da olağanüstü kongresi bunu da içermiştir.[12]
2) Güney Tirol’ün Statüsü
a) 1972 Güney Tirol’ün Özerkliği
1972 yılında özerklik resmen ilan edilmiştir. Merkezi Roma Hükümeti’nin onayı ve önemleri ile özerklik sağlanmıştır. Fakat Güney Tirol halkı bu özerklik ile psikolojik olarak iki şey kazanmıştır. Birincisi; İtalyan devletinin azınlıklara olan tutumundaki değişimdir.Güney Tirol insanları kendileri ilk defa 50 yıl sonra “Güney Tirol” olarak ifade edebilmişlerdir. İkincisi ise eğer bölge, merkezi hükümetin yürütme organının yetki alanında kalması durumunda, tarım, ormancılık, kıyıların korunması, iletişim, ilin çıkarları gibi bir çok konunun merkezi hükümete devredileceği sorunu olmuştur. [13] Bütün bu kazanımların yanında özerklik ile oluşan yönetim organları şunlardır.
i) Parlamento
Güney Tirol Parlamentosu, Trentino-Güney Tirol Bölge Parlamentosunun bir parçasıdır. Bölgesel Parlamento, Güney Tirol ve Trentino olarak bölünen iki vilayetten oluşur. Seçilen her bir vekil otomatikman Bölgesel Parlamentonun da üyesi olmaktadır. 1983’ten beri 70 üyeli olan Bölgesel Parlamentonun dağılımı Trentino 35 – Güney Tirol 35 şeklinde olmaktadır.[14] Seçimler gizli oyla yapılır. Parlamentonun görev süresi 5 yıldır. Bütün vekiller İtalya Cumhuriyetine bağlılık yemini ederler. İtalyan ve Alman dillerinin her ikisi de Parlamento da kullanılır.
ii) Hükümet
Özerkliğin elde edilmesinden önce hükümet yapısında bölgeyi oluşturan unsurların etnik dağılımında bir uyumluluk aranmıştır. Bunun doğal sonucu olarakta çoğunluğu olan etnik unsur gerçek anlamda hükümet olamamaktadır. Koalisyonlar burada her zaman çözüm olmuştur. Ayrıca hükümet il yasaları çıkartarak bütçenin 116 belediye arasında verimli kullanılması ve yönetimin denetlenmeleri aşamalarında çaba sarf etmiştir.
iii) Başkanlık
Başkan aynı zamanda hükümetin başı ve ilin başkanıdır. İl’in yasal temsilcisidir. Kararnameleri çıkarmaya yetkilidir. Bakanları kendisi atar. İki etnik gruptan birer tane başkan yardımcısı seçmektedir. Başkan yardımcılarını, görevden alma yada tekrar atama yetkisi vardır.[15]
3) Güney Tirol’deki Siyasi Yapı ve 1980 Sonrası Dönem
1972 yılında özerkliğin resmiyet kazanması ile 1969 yılında İtalyan ve Alman taraflarının anlaştığı paket üzerindeki tartışmalar 1980’ler boyunca devam etmiş ve SVP’nin politikalarını radikal olarak gözden geçirdiği 1995’e(Avusturya’nın AB’ye girişi) kadar gelmiştir.
a) SVP’de Politika Değişikliği
Güney Tirol ve siyasi alandaki temsilcisi olan SVP’nin temel amacı Avusturya ile birleşmektir. Bununla beraber 1980’lerde özerkliğin uygulanması konusunda olan bazı olaylarda bu tezi güçlendirmiştir. 1988’de mahkemelerde ve polis gücünde eşit dil sorunu buna örnektir.[16]1995’te Avusturya’nın AB’ye girişi ile SVP’nin politikaları tamamen değişmiştir. Klasik irredentist politikasından sıyrılarak, Avrupa Birliği Makro Bölgesine dahil olarak ana vatan Avusturya ile entegrasyon yollarını aramıştır. SV’ 1945-1992 arası Avrupa’ya kapalı ve merkez sağ’da yer alan bir yapıda iken 1992 sonrasında Avrupa konusuna gerek ekonomik gerekse sosyal refah bakımından daha ılımlı yaklaşmıştır.[17] SVP’nin Avrupa Partilerindeki birleşim noktası ise Hıristiyan Demokrat Partiler ve kapitalist ekonomi görüşünü destekleyen partilerdir. 1979’dan beri Avrupa Partiler Birliğindeki bu grupta aktif şekilde yer almaktadır. SVP için şu sonuca varılabilir: “1992’de 40 yıldır uğraştığı Avusturya ile klasik entegrasyon düşüncesini tamamladığıdır. Bu tarihten itibaren, Avrupa Birliği’nin bu birleşme için araç olarak kullanmak istemektedir. 2001’de elde edilen “yoğunlaşmış otonomi” ile de gelecekte İtalya’da diğer bölgelere nazaran daha ayrıcalıklı konumdaki durumunu pekiştirmiştir.SVP’nin İtalya hakkındaki görüşleri ise şudur: “İtalyan devleti ulus üstü yapıya entegre olunca, içindeki özerk bölgelere daha saygılı davranacaktır”. Bunda en önemli nokta Güney Tirol’ün elde edeceği Ekonomik Kaynaklar ve Altyapı Olanakları ve Fonlar olacaktır. Ayrıca bölgeler arasındaki işbirliği artacak ve Avusturya ile bağlantı imkanları güçlenecektir.
4) İtalya’nın Son Dönemde Olayı Bakışı
İtalya’nın olaya bakışından önce İtalya’daki mevcut siyasi yapı hakkında biraz bilgi vermek gerekmektedir. İtalyan devletindeki yönetim biçimi “bölgeli devlet” statüsüne dayanmaktadır. İtalyan Anayasası özerkliği güvence altına almakla birlikte, merkezi yönetimin özerk yönetime bazı konularda müdahalesine olanak vermiştir. Özerk bölgelerin hazırlayacağı yasaların merkezi yönetimden onay alması zorunludur. Yani merkezi yönetimin, özerk yönetime açık bir üstünlüğü vardır.[18]Burada ikinci dünya savaşı Güney Tirol bölgesinde oluşan fiili durum üzerine İtalya 1948 ve 1972 yıllarında bölgeye özerklik statüsü tanıyarak, bir nevi ayrılık isteklerini baskılamıştır. İtalyan Yönetimi son dönemde sorunları aza indirgeyerek ve en azından azınlıklara saygı duyarak bölgede bir hoşnutluk yaratmıştır. SVP’nin de 1980’lerden itibaren 1992 sonrasında politikalarını değiştirerek ekonomik ve bölgesel entegrasyona önem vermesi, sorunun klasik milliyetçilikten çıktığını göstermektedir. 2001 yılında verilen yoğunlaşmış özerklikte bunun sonucudur. Sonuç olarak İtalyan Devletinin ayrılmaya karşı çıkarak bölgenin ekonomik kalkınmasına Avrupa Birliği Entegrasyonu çerçevesinde sıcak baktığı söylenebilir.
5) Avusturya’nın Olaya Bakışı ve Avrupa Birliği Politikaları
1995 yılında Avusturya’nın Avrupa Birliğine girişi Güney Tirol sorununa yeni bir boyut kazandırmıştır. Avusturya bu dönemden sonra Avrupa Makro Bölgesinin kurulumunu amaçlamış ve Güney Tirol ile bu şekilde bağlantı kurmaya istemiştir. Bunun devamında 1998 yılında sağlanan Schengen Anlaşması da buna yardımcı olan ek bir unsurdur. Aslında Avusturya ve SVP’nin bu dönemde “yeni bölgeselcilik ile “eski bölgeselcilik” arasında tercih yaptığını bize göstermektedir. Eski bölgeselcilik kavramı bize: “etnisite ve dil temelli bir milliyetçilik anlayışını” açıklarken, yeni bölgeselcilik ise “etkili yönetim, ekonomik gelişme ve kalkınma” kavramları üzerine temellenmiştir. [19]Burada Güney Tirol’lüler ikinciyi tercih etmişlerdir. Bu anlayışa rağmen temel haklar sorunu ve Avrupa Vatandaşlığı kavramları Güney Tirol’de korku yaratmıştır. 1999 yılında Güney Tirol İl Başkanı: “Otonominin korunması Roma’ya olduğu kadar Brüksel’e de aynı prensipleri içerir.”demiştir. Burada, özerkliğe olan bağlılığının ne kadar önemli olduğu da görülmektedir.Avusturya Hükümeti 1990’ların başlamasıyla birlikte İtalya’nın sorunlarının çözümüne yönelik olumlu tutumundan dolayı BM Genel Sekreterine deklarasyona yayınlayarak destek vermiştir. Avusturya’nın, Güney Tirol üzerindeki “koruyucu gücü” statüsünün devam ettiğini ve ciddi sorunlarda Uluslar Adalet Mahkemesine başvurmanın yollarını araştıracağı üzerinde önemle durmuştur.
a) Avrupa Birliği Politikaları ve Güney Tirol
Avrupa Birliği ile Güney Tirol, 1990’lardan itibaren yakın ilişkiler içine girmiştir. Güney Tirol temsilcileri Avrupa Birliği Bölgeler Komitesinin aktif üyeleri arasında yer almaktadır. Güney Tirol’ün kalkınması konusunda, Ortak Tarım Politikası, Yapısal Fonlar ve Topluluk Programları Güney Tirol Halkı için birer şans durumundadır. [20]Siyasi ortamda, Hıristiyan Demokrat Partileri ile SVP’nin ideolojik olarak yakın teması vardır. Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken nokta Avrupa Birliği – Güney Tirol özerk bölgesi arasındaki ilişkinin ekonomik boyutlu olduğudur. Avrupa Birliği’nin siyasi anlamda bir amacı yoktur. Avrupa Birliği gerek Avusturya, gerek SVP tarafından zaman zaman kullanılmıştır.Bir başka konu ise üç farklı dilin konuşulduğu ve özerk yapının mevcut olduğu Güney Tirol – Trento bölgesinin diğer bölgelere model olabileceği görüşüdür. Avrupa bu bakımdan da konunun üstünde önemle durmaktadır.
6) Sonuç:
Güney Tirol Sorunu, 20.YY’ da İtalya ile Avusturya arasındaki önemli siyasi meselelerden biridir. Sorunun kaynağının, taraflarının ve içeriğinin anlaşılmaya çalışıldığı bu makale de yazar tarafından elde edilen sonuçlar şunlardır.
Avusturya için:
· Güney Tirol bölgesi ile etnik bağları vardır. Birinci Dünya Savaşından sonra self-determinasyon hakkına aykırı bir biçimde kendisinden koparılmıştır.
· 1955 yılında bağımsızlığın ilan edilmesinden sonra İtalya ile sınır sorunlarında öncelikli mesele durumuna gelmiştir. Avusturya, Tirol’ün koruyucu gücü statüsündedir. İtalya’nın Güney Tirol özerk bölgesi ile olan sorunlarında konuya bu bakımdan müdahildir.
· Avusturya, BM Genel Sekreterini konuya dahil ederek konuya uluslar arası bir nitelik kazandırmış, kendisinin de 1995 yılında Avrupa Birliği Üyesi olmasıyla konu Ulusüstü bir yapıda, Bölgeler Komitesinin ilgi alanına girmiştir.
· Avusturya son dönemde Tirol’ün kalkınması, tarıma dayalı ekonominin dönüşümünün sağlanması ve bölgesel refah seviyesinin maksimum düzeyde sağlanması üzerine temellenmiştir.
Güney Tirol için;
· Güney Tirol Alman nüfusunun çoğunlukta olduğu bir yerdir. Dolayısıyla, özerk yapıda da olsa Anavatan Avusturya ile olan etnik bağları yadsınamaz. Milliyetçilik ve etnik entegrasyon amaçları hep var olmuştur.
· 1945-1992 arası dönemde klasik entegrasyon amacı güdülmüş ama 1992’den sonra temel hedef ekonomik ve bölgesel kalkınmaya yoğunlaşmıştır.
· Tirol’lüler kendi kimliklerini, yaşam tarzlarını ve göreneklerini korumakta kararlıdır. Özerk yapı onlar için çok önemlidir. Ama değişen dünyada ekonomik ve sosyal refahlarını arttırmadan var olamayacaklarını da iyi bilmektedirler. Eski bölgeselcilikten yeni bölgeselciliğe geçiş yapmışlardır.
İtalya için
· İtalya için Güney Tirol Bölgesi Trento ili ile beraber özerk yapıda bir bütündür. Birinden vazgeçmesi mümkün değildir. Oradaki Alman unsurların varlığından dolayı 1948 ve 1972’de özerk statüler tanımıştır.
· İtalya için diğer taraflar gibi son dönemde bölgenin ekonomik bakımdan kalkınması önemlidir. Bölgenin Avusturya ile birleşmesi kabul edilemeyecek isteklerdir.
· Son dönemde 1969 yılında Avusturya ile İtalya’nın üzerinde anlaştığı paketteki sorunlu maddeler çözülmeye başlamıştır. Bu da konunun “ayrılmadan kalkınmaya” doğru geçtiğini bize göstermektedir.
Kaynakça
HALASZ, Ivan. “Models of Kin Majority Protection in Central and Eastern Europed”, Budapest 2003.
KAGER, Thomas. “South Tyrol : Mitageted but not resolved”, http://www.trinstitute.org/ojpcr/1_3kag.htm (8 Ağustos 2006)
FİLİPPO, Tronconi. “Etnic İdentity and party competition. An analysis of electoral performance of etnoregionalist parties in Western Europe.”, Rivista İtaliana di Scienza Politica 35
ALCOCK,Anthony, “The South Tyrol Autonomy”, http://www.provinz.bz.it/lpa/autonomy/South-Tyrol%20Autonomy.pdf, (8 Ağustos 2006) Bolzano Mayıs 2001
UYGUN, Oktay. “Ulusüstü Siyasal Birlikler ve Küreselleşme”, http://www.stratejik.yildiz.edu.tr/makale7.htm (15 Ağustos 2006)
MASSETTİ, Emanuelle, “Regionalist Parties and European İntegration: İdeology or Rationality?”, UACES Student Forum 20-21 April Oxford
STEİNBREİCH, Sonja. , South Tyrol: Conflict Etnicity, http://www.american.edu/TED/ice/tyrol.htm (15 Ağustos 2006)
PROVİNCİAL STATİSTİCS İNSTUTE, South Tyrol in Figures 2005, http://www.provincia.bz.it/downloads/Siz_2005-eng.pdf (17 Ağustos2006)
[1] Provincial Statistics İnstute, “South Tyrol in figures 2005”, 8 Ağustos 2006, http://www.provincia.bz.it/downloads/Siz_2005-eng.pdf ss.10-14 Antony Alcock, “The South Tyrol Autonomy”, 8 Ağustos 2006, http://www.provinz.bz.it/lpa/autonomy/South-Tyrol%20Autonomy.pdf, s.1
[3] Antony Alcock, s.2
[4] Thomas Kager, “South Tyrol: Mitigated but not Resolved”, 9 Ağustos 2006, http://www.trinstitute.org/ojpcr/1_3kag.htm s.8
[5] Filippo Tronconi, “Etnic identity and party competition. An analysis of the electoral performance of ethnoregionalist parties in Western Europe.” Revista İtaliana di Scienza Politica 35, 2005, s.141
[6] Antony Alcock, s.3
[7] İvan Halasz, s.278
[8] Antony Alcock, s.5
[9] Antony Alcock, s.7
[10] Antony Alcock, s.9
[11] Antony Alcock, s.9
[12] Ivan Halasz, “Models of Kin Majority Protection in Centreal and Eastern Europe”, Budapest 2005, ss.263-265
[13] Antony Alcock, s.11
[14] Antony Alcock, s.12
[15] Antony Alcock, s.12
[16] Thomas Kager, s.4
[17] Emanuelle Massetti, Regionalist Parties and European İntegration, İdeologgy and Rationality, UACES Student Forum 20-21 April Oxford, s.19
[18] Oktay Uygun, Ulusüstü Siyasal Birlikler ve Küreselleşme, 26 Ağustos 2006, http://www.stratejik.yildiz.edu.tr/makale7.htm, s.1
[19] Emanuelle Massetti, ss.19-20
[20] Antony Alcock, s.21
Yorumlar»
No comments yet — be the first.